Merhaba
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
   Ana Sayfa   Yardım Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: DADAŞ  (Okunma Sayısı 375 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
hamza
Forum Kolik
*

Rep Puan: 24
Online Online

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2317

Tesekkür
-Verilmis: 125
-Alinmis: 135




« : Nisan 27, 2008, 18:44:51 ÖS »

                     DADAŞLIK


Kuzey ve güney Azerbaycan, Horasan ve Türkmenistan’la yeniden tesis edilen kültürel iletişim kanalları “DADAŞ” kavramının bu coğrafyalar içinde geçerli olduğunu, dadaşlığın Dadaşlık Hinterlandının sadece batıdaki sınırı teşkil etmektedir. Bu kültürün tarihi macerası İran, Irak ve Horasan odağını işaret ediyor. Anadolu coğrafyasında Erzurum’dan başka Dadaş belgesi bulunmazken, Erzurum’un doğusundan başlayıp Horasan’a kadar uzanan geniş coğrafyada Erzurum’daki Dadaş kavramı ile aynı anlamda ve de aynı kelime ile ifade olunmak suretiyle bir yiğitlik kültürünün bulunması kendinden menkul bilgilerle coşturulmuş inkılapçı öğretmen mentalitesinin (zihninin) açıklayacağı bir şey değildir.

Sözünü ettiğimiz coğrafya Büyük Selçuklu Devleti’nin oturduğu Anadolu öncesi yurt zeminini teşkil eder Türkmen’in İslamlaşmak macerasında Tuğrul ve Çağrı beylerin Alpaslan’la taçlanacak “ Siyasi Birlik Hülyası “ işte bu toprakta mayalanacaktır Dadaşlığın da mayası muhtemelen aynı süreçte çalındı. Ve bugün de Türk Erzurum’un ikinci kurucusu Kanuni Sultan Süleyman Safevi fetretinde ahalisini tümden kaybetmiş bu şehri, Tebriz’den getirdiği Akkoyunlu sünni Türkmenlerle yenilemişti. Evliya Çelebi bu gerçeği seyahatnamesinin “şehirde konuşulan dil “ konusunu işlediği bölümde teyid eder.” Hardan gelirsen, hara gidirsen?” türü verdiği zannedildiği gibi Erzurum’a mahsus bir kültürel değer olmadığını ortaya koydu. Erzurum örnekle 17.asırda Erzurum ağzının Azeri karakterini tescil eder. Bu karakter fetret öncesi Erzurum’unda da aynen vardı. Çünkü bir bölge karakteriydi.

Türkler İslam’ı , Fars kültürü kanalından iktibas ettiler. Biz kutsal kitabımızdaki bir çok kavramın farsçasını kullanır, mesela “resul” yerine, peygamber, “salat” yerine namaz, “savm” yerine, rüze’den bozma oruç, teharet almayı ise abdest deriz. Dadaş kelimesinin etimolojisini yaparken Türkmen’in geçmiş olduğu bu kültürel süreci nasıl ihmal edebiliriz? Kaldı ki, Dadaş kelimesinin tarihen nasıl iştikak ettiğini sırf lenguistik disiplinleri esas alarak açıklasak dahi bu yeterli olmayacaktır. Zira “mana” nın, onun döküldüğü kelimeden çok önce doğduğu lisanın bilinen hakikatidir...

Demek oluyor ki dadaş kelimesinden önce dadaş kavramının çözümlenmesi gerekecektir. Bu kavram hangi tarih kesitinde hangi sosyal ve kültürel şartlarla doğdu?

Bu meyanda dadaşlığın ve ona rengini veren, İslam delikanlılık terbiyesinin doruk müessesi olan futuvvet ve ahiliğin, dadaşlıkla olan ilgisini bilmemiz gerekir
 

                     DADAŞLIĞIN TARİHÇESİ

Dadaş kavramının izini geçtiğimiz iki asra kadar iyi kötü sürüyoruz.”18. asırdan geriye doğru kümelenen yüzyıllardaki dadaşlığın mahiyeti hakkındaki bilgileri” nasıl edineceğiz? Burada yol çatallaşır. Dadaşlık yalnız Osmanlı Kültür sahasının damgasını taşımadığına göre, doğru adresi arama işi ister istemez kardeş coğrafyalara kayar.

Dadaşlık izleri nerede aranırsa aransın, cevabı bulunması gereken en hayati soru Dadaşlık kavramının, hangi tarih sürecinde ve hangi sosyal şartlarda teşekkül ettiğidir. Dadaş kavramının teşekkül ettiği tarih sürecinin hangi asra tekabül ettiğini tesbite kalkışmak ise problemin ikinci çatalını teşkil eder.

Bu konuda imdadımıza ilk olarak “mukayeseli kültür analizleri, yani sosyal antropoloji etütleri “ yetişecektir.

Gençlik, yiğitlik, cömertlik olgusu, insanoğlunun tarih sahnesinde görülmesiyle birlikte başlamış, kültürel dönemlere göre medeni, ırkı, dini, teknolojik, ideolojik şekiller aldığını almıştır. Demek oluyor ki, dadaşlık olgusunu bizatihi izleyecek verilerimiz olmasa dahi dadaşlık hinterlandındaki “gençlik, yiğitlik, cömertlik serüvenlerini “ çözümleyerek bazı metodik çıkarımlara ulaşabiliriz.

13. Yüzyılda Anadolu’yu gezerken Erzurum’a uğrayan İbni Batuta 130 yaşındaki Erzurumlu Ahi Toman’ın misafiri olur. O dönemin Anadolu’su ve dolayısıyla Erzurum’u Ahilikle haşır neşirdir. Ahilik toplum dokusunun baş belirleyicilerinden biridir. Erzurum’un ahi yadigarlarını taşıyan tarihi mezarlıkları yakın zamana kadar gelmişti. Biz çocuklar Ahlat mezar taşlarını andıran kapı gibi mezar taşlarının dünyasında oyunlar oynardık. Bir Ahi şehri olan Erzurum’da esnafın bu şekilde örgütlendiğini Ahi hayatından günümüze kalan hatıralardan öğreniyoruz. Dadaşlık bu hatıraların neresindedir? Tasavvuf tarihçisi Süleyman Uludağ ve Ortaçağ Anadolu Tarih etütleri ile ünlü Ahmet Yaşar Ocak, hem İslam’ın hem de Türklüğün Fütüvvet prensipleri ile gençliği yiğitliği nasıl kanatlandırıldığını müteaddit neşriyatlarında anlatırlar. Cahiliye devri Araplığının şecaat, iffet, cömertlik, diğerkamlık örneği olan Feta (delikanlı genç adam) tipinden, İslamiyet’te kurumlaşan fütüvvet teşkilatına sonra bu teşkilatın sufilikle birleşip “insan-ı kamil” hedefine yönelmesine nihayet “kemalin derecesi, Haktan gayrısına muhtaç olmadan yaşamaktır” prensibinden hareketle hirfetlere yani hüner sahibi esnaflığa varılması, sözünü ettiğimiz araştırmaların ana eksenini teşkil eder. İslamın yiğidine ait şablon işte bu tasavvufi şablondur.

“Feta” nefsin arzularına karşı çıkan yiğittir. Madde savaşçılarından geçiş, kabile yiğitlerinde olgun insana yolculuk bir başka değişle ileride Dadaş olar akta özel kalıplara dökülecek bir prototip kişilik söz konusudur. Söz konusu olan Bu prototiple nefis putunu kıran kişi heykeli ile Rabbi için nefsinin hasmı olan “ imanlı bir delikanlı ruhu” barınır. Tarihçi Josen Von Hammer’in bu delikanlı ruhu “ İslam Şövalyesi “ diye isimlendirmesi sürecin ne kadar evrensel bir muhtevada olduğuna delildir.

Bu evrenselliğin bize öğrettiği gerçek ise şudurelikanlılık temel cevherde birdir: onu farklılaştıran muameleye girdiği kültürlerdir. Bu paradigmalardan hareketle hüküm verilebilir. Dadaşlığın İslam’i bir format olarak ortaya çıktığını kimse iddia edemez. Zira onun bu güne kadar soluklandığı kültür coğrafyası böyle bir iddiaya izin vermez.



                “DADAŞ” SÖZÜ NEREDEN GELMİŞ   OLABİLİR?


Azeri Türkçesi Dil Kılavuzunda Dadaş kelimesi karşısında üç anlamın sıralandığını görüyoruz. 1.Ağabeyi Erkek kardeş 2.Delikanlı Yiğit kimse 3. Seslenme sözü, ilk iki anlama aşinayız. Dadaş’ın bir “seslenme sözü” olması yani Akıllı!” Uşaklar! Yarenleri”Hey!” üslubu ile bir nevi parola şeklinde kullanılması onun örgüt karekterli bir süreçten geldiğini gösterir. Bu nasıl bir örgüttür. Azerice üzerindeki farisi tesirleri hatırlayarak ve “Dad” kelimesinin Azeri Türkçesi’nde yaygın bir kullanım olanı bulduğu gerçeğinden hareket ederek Dadaş sözünün ilk hecesine ait bazı analizler yapabiliriz. Dad, adalet,doğruluk,atıfet,ihsan demektir. Bu kelimenin yaygın anlamlarından ikincisi sızlanma , feryat, figandır. Farsça’da Dadaş kelimesinin hem fonetik hem de anlam olarak okşayan Dâd-bahş (hakkı yerine getiren) dâdres (yardıma yetişen) kelimeleri acaba üzerinde olduğumuz iz için bir anlam ifade eder mi? Dadaş sözü Farisinden bozma bir Türk sözü olabilir mi? Başka ihtimallerde var. Bu sözün Farsça Türkçe karışımı bir kelime olması mümkün değil midir? “Daş” ekini Dağ ’la birleştirip hiçbir kültürel arka plan olmaksızın “Dadaş” elde edenler bu sefer Türkçe Daş’la ekini Farsça Dad arkasına koyup hem fonetik hem de etimolojik mantığı olan bir çözümleme yapabilirleradaş. Mana maküldür. Dadaş kelimesi de Adelette,yardımda, ihsanda, doğrulukta, fıtratta, feryatta eş olan manasına gelmez mi?
Logged
hamza'in Imzasi
göz yaşarır gönül ağlar
DADAŞİST
Meraklı Üye
*

Rep Puan: 15
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 243

Tesekkür
-Verilmis: 37
-Alinmis: 62



DADAŞIM DUMAN BAŞIM ELİMDE OLTU TAŞIM


« Yanıtla #1 : Nisan 27, 2008, 19:28:52 ÖS »

Allah razı olsun dadaşım inan çok araştırdım okudum ama senin paylaşımın kadar  derinlemesine irdelenmiş bilimselliğe dayalı bir araştırmayı hiç okumamıştım.Erzurum kültür medeniyet ve aynı zamanda da bir üniversite şehri.Acaba diyorum Atatürk üniversitesinin
erzurum tarihini, merak edilenlerini,kültürel geçmişini vs araştırmak için faal olan bir organizasyonu varmı? Sadece şundan haberim varki atatürk üniversitesi ermeni soykırımını belgelerle yalanladı.Elime geçen bir (VCD)belgesel de izlemiştim.

Eeeeee Yakutiye Medresesi,Çifte Minareli Medrese o dönemin üniversiteleriymiş erzurumda birden fazla üniversite varmış buda demek oluyorki erzurum bir ilim şehriymiş onun içindirki ne alimler çıkmış bu şehirden.Arkadaşlar erzurumu tekrar layıkı olduğu konuma getirmek öncelikle bizim vazifemizdir.Ben inanıyorumki herkez memleketine aşık olupta memleketi için bir şeyler yaparsa (maddi,manevi) eskiden olduğu gibi yine alimler yetişir yine bilimin ışığını biz yakmış oluruz.Yine saygınlık ve otoriter anlamda dünyadaki yerimizi almış oluruz.
Logged
DADAŞİST'in Imzasi

DOYUM OLMAZ BİR GÖRSEN KÖROĞLUNUN BARINI GÜVENİRSİN ÖZÜNE DÜŞÜNMEZSİZ YARINI
DOĞUNUN SINIR TAŞI ERZURUMUN DADAŞI
EFESİ VAR İZMİRİN EĞİLMEZ TÜRKÜN BAŞI
hamza
Forum Kolik
*

Rep Puan: 24
Online Online

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2317

Tesekkür
-Verilmis: 125
-Alinmis: 135




« Yanıtla #2 : Nisan 27, 2008, 21:49:25 ÖS »

Alıntı:DADAŞİST tarafından gönderildi.
Allah razı olsun dadaşım inan çok araştırdım okudum ama senin paylaşımın kadar  derinlemesine irdelenmiş bilimselliğe dayalı bir araştırmayı hiç okumamıştım.Erzurum kültür medeniyet ve aynı zamanda da bir üniversite şehri.Acaba diyorum Atatürk üniversitesinin
erzurum tarihini, merak edilenlerini,kültürel geçmişini vs araştırmak için faal olan bir organizasyonu varmı? Sadece şundan haberim varki atatürk üniversitesi ermeni soykırımını belgelerle yalanladı.Elime geçen bir (VCD)belgesel de izlemiştim.

Eeeeee Yakutiye Medresesi,Çifte Minareli Medrese o dönemin üniversiteleriymiş erzurumda birden fazla üniversite varmış buda demek oluyorki erzurum bir ilim şehriymiş onun içindirki ne alimler çıkmış bu şehirden.Arkadaşlar erzurumu tekrar layıkı olduğu konuma getirmek öncelikle bizim vazifemizdir.Ben inanıyorumki herkez memleketine aşık olupta memleketi için bir şeyler yaparsa (maddi,manevi) eskiden olduğu gibi yine alimler yetişir yine bilimin ışığını biz yakmış oluruz.Yine saygınlık ve otoriter anlamda dünyadaki yerimizi almış oluruz.



iyi  dedin  dadaş  bı araştıralım  dedıklerını   buradanda  paylaşırız 
Logged
hamza'in Imzasi
göz yaşarır gönül ağlar
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.4 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
eXTReMe Tracker

Okey, tutucu pens tutucu pens seti pens tutucu seti bilyalı tutucu seti Weldon Tutucu Freze Tutucu Freze Mors Tutucu Mandren Tutucu Pens Uzatma Delik işleme Seti Çektirme Civatası Kesici Takım Karbür Freze Küre Karbür Freze Düz HSS Matkap Seti Aksesuar Mengene Bağlama Ekipmanları Parça Sıfırlama Takım Sıfırlama Matkap Bileme Matkap Bileme veldon tutucu dozer sohbet odaları canlı dizi izle vidivodo