muamma_25
Süper Moderator
Rep Puan: 81
Offline
Mesaj Sayısı: 2431
Bir deruni hasrettir bu, vuslat olur o mahzun yüz!
|
 |
« : Ekim 14, 2007, 19:23:14 ÖS » |
|
Sevgili Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellem Efendimizi en iyi tanıyanlardan biri olan Hazret-i Ali kerramellahü vecheh,onun güzel ahlak ve mübarek şemailini söyle vasfediyor :
"Resulüllah (s.a.v.), son derece nezih ve kibardı. Hiçbir şeye bağırıp çağırmazdı. Çarşı ve pazarda sakindi. Kötülüğe kötülükle karşılık vermezdi; Daima af eder; müsamahakâr davranırdı. Hiçbir şeye eliyle vurduğu görülmemiş, sadece cihad esnasında vurmuştur.
Hiçbir kadın ve hizmetçiye vurmamış, hiçbir kimseden intikam aldığı görülmemiştir. Ancak Allah'ın haram kıldığı şeyler müstesna... Allah'ın haram kıldığı şeylerden , biri çiğnendimi, ona öfkelenir, adeta aslan kesilirdi.
İki şey, arasında muhayyer bırakılırsa, kolay olanı seçerdi. Hane halkı ,arsında onlardan biri gibi olur, ev işlerine bakar, yardım ederdi . Kendi işini kendi görür, koyun sağar, temizlik yapardı. Dilini gerektiğinde kullanır,boş sözlerle meşgul etmezdi. İnsanları birleştirmeye çalışır, nefret ettirmezdi.
Her kavmin büyüklüğüne, onun haysiyetine yakışır şekilde İtibar gösterirdi. Onlara, mevkilerine uygun tarzda Adamlar gönderirdi.
Herkese güler yüz gösterir, ashabını gözetir, hal ve hatırlarını sorar, onları arardı. iyiyi sever, çirkini beğenmezdi. Her işte orta yolu tutar; ihtilafı, aşırılığı sevmezdi.
Her şeye layık olduğu değeri verirdi. Hakka riayete Çok dikkat eder, hakkı asla çiğnemezdi. insanların hayrını diler, hayatlarını korurdu, Herkese nasihat eder; iyiliğini isterdi. Yardım edenleri,birbirinin hayrına çalışıp birlik olanları severdi.
Bir yere oturup kalkarken daima Allah’ı zikrederdi. Bir cemaatin yanına vardığında, nerede yer varsa oraya otururdu. .Başkalarına (rahatsızlık verip omuzlarına) basarak dip sedire (baş köşeye) geçmek istemezdi, ümmetine de bunu tavsiye ederdi.
Meclisinde eşitliğe çok dikkat eder, birini diğerine üstün tutmazdı; Bir şey sorana rahatlıkla cevap verir, herkesin ihtiyacını görmeye çalışır, Koşardı. İnsanların hepsine bir baba gibi davvranırdı.
Hak hususunda (hukuk mevzuunda), onun nazarında bütün insanlar eşitti. Onun meclisi ilim, hayır, feyz, Haya ve emniyet meclisi idi. Yüksek sesle konuşulmaz, kimsenin Ayıbı söylenmez, kusurlar dile dolanmazdı. Herkes müsavi idi, insanların birbirine üstünlüğü ancak takvasıyla olurdu. Meclisinde küçükler sevilir, büyükler saylır, ihtiyaçlar karşılanır, garipler barınır himaye görürdü.
O daima güler yüzlü ve neşeli idi, ,Ahlakı yüceydi. Yumuşak huylu idi, lütuf ve ihsanda bulunmayı severdi. Katı yürekli asla değildi. Bağırıp çağırmaz, gürültü koparmazdı. Ayıplayıcı ve cimri değildi.
Sevmediklerinden yüz çevirir, hoşlanmadığı bir soruya cevap vermez, sükut ile karşılık vermiş olurdu. Kendisi için dünyada üç şeyi terk etmiştir; Kavga, kibr u Gurur ve malayani (boş luzumsuz söz ve fiil)
İnsanlar hakkında da üç şeyi bırakmıştır; dolayısıyla kimseyi zemmetmez, kusurlarını araştırmaz ve ayıplamazdı; ancak sonu hayırlı olacaksa konuşurdu.
O söze başlayınca, yanındakiler başlarında kuş varmışda (adeta onu uçurtup kaçırtmamaya çalışır gibi) sakin sakin dinlerlerdi. Ancak o sözünü bitirip susunca konuşurlardı. Onun yanında asla çekinmezlerdi. İçlerinden konuşan olursa sükunetle dinler,sözünü bitirmesini beklerdi.
Ashabı bir şeye gülerse, o da gülerdi; onların hayret ettiği bir şeyi, o da hayretle karsılardı. Bir yabancı gelip bir yanlışlık yaparsa, onun yaptığı kabalığa sabır gösterir, müsamaha ile karşılardı.
Bir hacet sahibi bir şey istese,onu vermelerini emrederdi. Kimsenin fazla övmesini istemez, kimsenin sözünü kesmezdi. Şayet haddi aşarsa, o zaman keser veya oradan ayrılırdı.
Gayet sakin, yumuşak tabiatlı, cömert, düzgün konuşan, Muaşereti (geçimi) gayet tatlı ve en şerefli bir ailedendi. Onu ilk defa gören kimseyi, bir heyecan kaplardı; fakat görüşüp konuşunca (rahatlar) ve onu severdi.
Onu vasfedenler şöyle derlerdi: 'Ondan öncede, ondan sonrada onun benzerini görmedim’
(Şemail-i Tirmizi’den hulasa edilmiştir)
|