Merhaba !
Sayfa: [1]   Aşağı git
Gönderen Konu: Var oluŞ  (Okunma Sayısı 64 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
pckopat_girl
Ziyaretçi
« : Ağustos 11, 2008, 15:22:44 ÖS »

Ruh Ne Diyor?
Varlık âlemi ikiye ayrılıyor; biri gayb, diğeri ise şehadet alemi.. Bir başka ifadeyle, fizik ve metafizik âlemler..
Gayb âlemi, mahiyeti bilinmezler, sırrına erilmezler âlemidir. Beş duyunun hükmü bu âlemde geçmez.. Melekler, ruhlar ve kâinatta cereyan eden bütün kanunlar hep bu âlemden.. Duyu organlarıyla keşfedilen eşya ise şehadet âleminden..
Bu iki ayrı âlem, kâinatın meyvesi olan insanda, ruh ve beden olarak tezahür ediyor.
Biz fizik âlemini kısmen görüyor ve biliyoruz. Fennî keşiflerle bu âlem hakkında hergün yeni şeyler öğreniyoruz. Ama gayb âlemi hakkında bildiklerimiz çok çok sınırlı.
Yine bilemediğimiz bir husus da, gayb âleminin şu görünen âlemle münasebet keyfiyeti. En basitinden, şu küremize bakalım. Toprak, şehadet âleminden. Onun bir de görünmeyen yönü var: Yerçekimi Kanunu... Bu kanun nasıl bir şeydir? Nasıl çalışır? Toprağın neresinde gizli? Yoksa her yanını kuşatmış mı? Kuşatmışsa, bu ne cinsten bir kuşatma? Çepeçevre sarmayla bir benzerliği var mı? Bütün bunları lâyıkıyla izah edemiyoruz.
Kelimeler şehadet âleminden, manalar ise gayb âleminden. Kelimeler; mürekkebden, kalemden, bedenden haber verirler. Manalar ise ruhtan, akıldan, hafızadan.
Mana kelimelerle görünmekte, kendini hissettirmekte, okutmakta.. Ve kelimeleri harf harf kuşatmış, ama onların ne içlerinde, ne de dışlarında.. Beden ile ruh arasında da böyle izah edilemez bir gizli münasebet var.
Yazıda esas olan manadır, insanda da ruh.. Hangimiz bir eseri okurken mürekkebini sık sık hatırlarız. Ama, ondaki manadan hiç ayrılmaz, eserin sahibini hatırdan çıkarmayız. Bir insandan bahsederken de onun boyundan, kilosundan nadiren söz ederiz. Sohbetimiz daha çok onun gayb âlemi ile ilgili olur.
Evrim felsefesini müdafaa edenler, gayb âlemini hiç dikkate almaz, ruh bahsinden ise dikkatle kaçarlar; bütün konuşmalar beden üzerinde cereyan eder. Bir başka ifadeyle, hep yuvalardan, evlerden, binalardan söz edilir. Onlarda tasarruf eden misafir görmezlikten gelinir.
Korkak tavuk, yırtıcı pars, uysal koyun, kurnaz tilki, bal döken arı, zehir akıtan yılan ve daha niceleri hep bu âlemin meyveleri ve bu arzın misafirleri.. Hepsinin bedeni kendi ruhuna uygun.. Ve bedenlerindeki farklılıklar, ruhlarının ihtilâfından haber vermekte.. Bu farklılıkları madde ile izah etmek mümkün değil.. Elementler koyun gibi uysal mı? Tilki gibi kurnaz mı? Yoksa, insan gibi akıllı mı? Ne öyle, ne de böyle.. Bütün madde ve mana âlemleri, fizik ve metafizik âlemler, aynı Zâtın iradesiyle kudretiyle vücut bulmuşlar, şekillenmişler.. Ayrı özelliklere, yahut farklı iç dünyalara kavuşmuşlar. Demiri sert, suyu berrak yapan kim ise, arslanı haşin, kelebeği lâtif yapan da O.
Evrim felsefesinde bu gerçek görmezlikten gelinir ve bedenlerin müstakilen, ayrı ayrı yaratılmaları imkânsızmış gibi, "acaba hangi beden hangisinin evrimleşmesiyle meydana gelmiştir", yollu münâkaşalar yapılır, görüşler serdedilir.
Kâinatı başıboş, gayesiz ve sahipsiz itikad edenler, onun bir küçük misali olan insanı da ruhsuz zannettiler. Kendi bedenleri ile ruhları arasındaki mahiyet farklılığını vicdanen bildikleri halde, maddecilik, yahut evrim hesabına ruhu inkâra çabaladılar. O harikalar harikası beden fabrikalarını idarecisiz ve o beldeleri sahipsiz ilân ettiler. Bile, bile iradî fiillerle refleksi aynı gibi takdim ettiler. Halbuki, bir iğne battığında elimizi çekmemizi refleksle izah etsek bile, acı bir haber aldığımızda olay mahalline doğru koşmamızı neye bağlayacağız? Kulaktan sesin girmesiyle, ayakların olay mahalline doğru yol almasını otomasyonla izah etmek mümkün mü? Günlük hayatımız böyle binlerce iradî fiil ile dolup taşmakta.
İşte, bütün bu fiiller ruhtan haber veriyorlar.
İnsan ruhu: O, maymuna benzetmek için her türlü gülünçlüğe düştükleri güzelim insan bedeninde oturan bilinmez misafir.. Bedenin organlarından çok onun duygulan, hisleri, elemleri kederleri, arzuları var.. Akıl ve hafizadan, sevgiye ve korkuya kadar uzanan ayrı bir âlem.
Evrimciler bu âlemi izah edecek kelime bulamaz ve işi demagoji ile geçiştirmeye çalışırlar. Nitekim Danwin şöyle der:
"En aşağı maymunlarda zihin faaliyetinin nasıl ortaya çıkmış olduğunu araştırmak, bütün hayatın kökenini aramak kadar şu anda mânâsız bir cakadan ibarettir."
İlk bakışta insaf kokan bir ifade. Ama, hakikatta, altında çaresizlik yatıyor. Bu sözlerde, hayatın evrimle izah edilemiyeceğini itiraf saklı. İşin tuhaf tarafı, hayat hakkında bir şey söylenemiyeceğini söyleyenler, hayat sahiplerinin meydana gelişini evrime bağlama gayreti içindeler.
Ruhî faaliyetleri evrimle geçiştirmek mümkün değil! İnsanlar arasındaki farklı telâkkiler, ayrı inançlar, değişik idealler, muhtelif felsefeler, birbirine zıt fikirler evrimle nasıl izah edilecektir?
Birisi yaratılışa inanan, diğeri evrimi savunan iki insanı hayalen yan yana getiriniz. Ve sorunuz bir evrimciye: "Bu adamların hangi organları yaratılışa inanıyor, yahut evrimi kabul ediyor." Elleri mi, ayakları mı ciğerleri mi, mideleri mi, kanları mı, beyin hücreleri mi? Sorunuza karşılık, ister istemez, "Hiçbiri" diyecektir. "O halde, bu zıt görüşlerin sahipleri kimlerdir?", şeklindeki ikinci sorunuza, bilmem, ne cevap verecektir?
Bütün oyunlar ruhu hedef alıyor. Bütün propagandalar onu aldatmak için.. Bütün, oyuncaklar onu oyalamakta.. Her ideoloji ona ok atar, onu avlamaya çalışır.. Evrim felsefesi de bu kaideden hariç değil.. Onun muhatabı da ruhtur. Bu felsefe, ruhu milyonlarca, milyarlarca yıl öncesiyle uğraştırır; yorar, takattan düşürür. Artık böyle bir ruh, layıkıyle ne kendini düşünebilir, ne bedenini, ne kâinatı.. Ne nimete hakkıyla bakabilir, ne de onu ihsan edeni hatırlar.. Vehimlere tutunup gaflette yüzer, eğlencelerle ömür çürütür, kahkahalarla zaman öldürür.
İşin garip tarafı, maddeciler ve evrimciler hem ruhu avlamaya çalışırlar, hem de onun varlığına inanmak istemezler..

ALINTI
Logged

S@H!N
Forum Kolik
*

Rep Puan: 57
Online Online

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3217


::.. The End ..::


« Yanıtla #1 : Ağustos 13, 2008, 22:55:37 ÖS »

emeğine sağlık
Logged


okçuoğlu
Forum Kolik
*

Rep Puan: 29
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4051



« Yanıtla #2 : Ağustos 14, 2008, 00:03:14 ÖÖ »



         Paylaşım için eline sağlık,sağol...
Logged

ÜLKÜMÜZ GÖKLERDE YÜKSELEN BİR SANCAK
ALLAH'IN ÖNÜNDE EĞİLİRİZ BİZ ANCAK

murat_34
Forum Aşığı
*

Rep Puan: 68
Online Online

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 5530


yokuşta akmayan ter,inişte gözyaşına döner!..


WWW
« Yanıtla #3 : Ağustos 14, 2008, 01:17:49 ÖÖ »

emeğine sağlık...
Logged


Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: