Merhaba !
Sayfa: [1]   Aşağı git
Gönderen Konu: Osmanlı Hakkında Bunları Biliyor musunuz ?  (Okunma Sayısı 371 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
KaLpsiz
Site Admini
*

Rep Puan: 31
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 629


the end


WWW
« : Ekim 17, 2007, 14:05:46 ÖS »

Kendinizi Türklere Emanet Edin


16. yüzyılda Osmanlı Devleti'nin gelişme yolu üzerinde direnmiş ve Türk orduları ile savaşa tutuşmuş olmasından dolay Katolik Avrupa tarafından kendisine "Hıristiyanlığın şövalyesi" ünvanı verilen Boğdan Beyi Büyük Stefan'ın ölüm döşeğin de, evlatlarına gayet ibretli bir şekilde:

"Belki de yakında himayeye muhtaç olacaksınız Asla Rus'a yanaşmayın. Haindir, sizi yok eder. Fakat kendinizi Türklere emanet edin. Adil ve merhametlidirler" diyerek nasihat ettiğini...


Ecdadımızın Silinmez İzleri


1976 yılında Suudi Arabistan’ın Cidde şehrinde, deniz suyunu tatlı suya çeviren bir tesisin açılışından sonra meslektaşları ile sohbete girişen dönemin Türkiye Büyükelçisi Necdet Özmen'in bir ara söze: "Bu Suudi Arabistan'ın ilk tuzdan arıtma tesisidir" diye başlaması üzerine

Fransız Büyükelçisinin hayretler içinde kalarak:"No... Sör... Bu Suudi Arabistan'ın ilk tuzdan arıtma tesisi değildir. İlki Osmanlılar'ın 1800'lü yılların sonunda yaptığıdır" diyerek ecdadımızın eşsiz mirasından habersiz yaşayan elçimizi mahcup ettiğini...


Bitmeyen Osmanlı Sevgisi


Balkanlar'dan Orta Doğu'ya kadar büyük bir coğrafyanın 1. Cihan Savaşından sonra elimizden çıkmasına rağmen, o topraklarda yaşayan halkın hala büyük bir hasretle "Osmanlı Osmanlı" diye sayıkladığını ..

Budapeşte'den gelen bir yazarımıza bir Boşnak,ın "Madem ki İstanbul'a gidiyorsun Allah aşkına o şehrin toprağını benim için öp Allah benim canımı İstanbul'u görmeden almasın!" dediğini Trablusgarp'daki ihtiyar Cezayirlilerin, boyunlarına muska diye Osmanlı parası taktıklarını...

Biliyor muydunuz?


Avrupa'da Akıncı Korkusu



1534 yılında Viyana'daki St. Stephen Katedrali'nde Osmanlı akıncılarının yaklaştığını görüp çan çalarak haber vermekle vazifeli bir memuriyetin ihdas edildiğini ve bu memuriyetin ancak 1956 yılında, Viyana Belediye Meclisince Artık bir Osmanlı tehlikesi kalmadığından, bu vazifenin lüzumu yoktur" diye bir karar alınarak iptal edildiğini...


Cennette Yer


Osmanlı Devleti'nin zirvelerde şahlandığı, akıncılarının Avrupa içlerinde at oynattığı bir dönemde kilisede bir papazın vaaz verirken "Dünya hakimiyetinin Türklere fakat Cennet'in de kendilerine ait olduğunu... " söylemesi üzerine. bu taksime aklı yatmayan cemaatten bazılarının büyük bir ümitsizlik içinde: "Dünyada bizi yurtlarımızdan çıkaran Türkler hiç Cennet'te yer bırakırlar mı?" dediklerini...


Ağaca Asılan Zekat Parası



Fatih Sultan Mehmet Han devrinde bir Müslüman'ın günlerce dolaşıp yıllık zekatını verebileceği fakir birini arayıp bulamadığını

Bunun üzerine zekatının tutarı olan parayı bir keseye koyarak Cağaloğlu'ndaki bir ağaca asıp, üzerine de:

"Müslüman kardeşim, bütün aramalarıma rağmen memleketimizde zekatımı verecek kimse bulamadım. Eğer muhtaç isen hiç tereddüt etmeden bunu al" diye yazdığını..

Ve bu kesenin üç ay kadar o ağaçta asılı kaldığını...


Pasaport Farkı



Şanlı Osmanlı Devleti'nin yıkılmasından sonra, son derece üzgün ihtiyar bir Ürdünlünün, elindeki yeni Ürdün pasaportuyla İsviçre sefaretine giderek: "Herkes bu pasaportla alay ediyor Eskiden Osmanlı pasaportum varken selam dururlardı. Ben Osmanlı teb'asıyım ne olur bunu değiştirin" diye sefaret yetkililerine yalvardığını...


İçi Yivli Toplar ve Ecdadımızın Sızlayan Kemikleri


Yavuz Sultan Selim Han'ın Ridaniye Savaşı'nda, ileri görüşlü babası Sultan II Bayezid'in icadı olan "içi yivli topları kullanarak büyük başarılar elde ettiğini...

Bugün ise bizlerin hala II Bayezid'in bu büyük icadını tarih kitaplarımızda: "Yivli top 1868 de Almanlar tarafından icad edildi" diye okutma gafletini göstererek ecdadımızın kemiklerini sızlattığımızı...


Hayal Müessesesi


Teb'asını "Emanetullah" olarak gören Osmanlı Devleti'nde, akıl hastalarına bimarhanelerde son derece şefkatle muamele edilip ceviz karyolalarda, ipekli çamaşır ve çarşaflarda yatırılıp musiki ile tedavi edildiğini,

Aynı dönemde Avrupa'da ise, akıl hastalarının ruhuna şeytan girmiş denilerek diri diri yakıldığını,

İstanbul'daki bimarhaneleri giren Mongeri Pere'nin: "Burası Avrupa'nın asırlar sonra tahayyül edeceği bir hayal müessesidir" dediğini ve Osmanlı'nın uyguladığı bu musiki ile tedavi metodunun ABD'de ancak 1956 yılında uygulamaya geçebildiğini...


Osmanlılarda Ağaç


Osmanlı Devleti'nde ağaçlara çok kıymet verilip koruma altına alındığını...

Sultan ll. Abdülhamid devrinde, Belgrad ormanlarına zarar verip ormanı tahrip ettikleri için bir köyün kitle halinde sürgün edildiğini...


Ecdad Nesline Hürmet


Merhum Adnan Menderes'in, İstanbul'un imarı faaliyetlerinin başlatıldığı l950'li yılların birinde, gece yarısı cennetmekan Sultan Abdülhamid Han'ın muhterem kerimeleri Ayşe Osmanoğlu ile annesi Müşfika Kadınefendi'nin kaldığı evin kapısını çalarak gizlice içeri girip her ikisinin de ellerini öptükten sonra :

"Siz bize veli nimetlerimizin emanetlerisiniz. Fakat maalesef sizlerle bugüne kadar alakadar olamadım. Çok özür dilerim Çevremiz böyle tavırları hazmedemeyecek insanlarla dolu!..." dediğini... Daha sonra da, Osmanlı'nın bu aziz analarına, kimseye muhtaç olmamaları için, içinde 10.000 lira bulunan bir zarf bırakıp ayrıca tahsisat-ı mestureden (örtülü ödenek) maaş bağladığını ve 27 Mayıs'da bu paranın kesildiğini...
Logged


_HaLiL_
Yeni Üye
*

Rep Puan: 2
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 35



« Yanıtla #1 : Ekim 17, 2007, 23:26:09 ÖS »

ellerine sağlık güzel paylaşım :P
Logged

badigard_06
Tüm Dadaşlara Selam Olsun
Site Admini
*

Rep Puan: 50
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3130


İntikam Kutsaldır


WWW
« Yanıtla #2 : Ekim 18, 2007, 15:40:31 ÖS »

Ecdadımla gurur duyuyorum lakin boynum bükük.

Şöyle Ankara sokaklarına bakıyorumda ; ne kadar uzağız onlara demeden edemiyorum. Onlarki 3 cihana hükmetmiş , onlarki gözlerini kırpmadan can vermiş can almış bu örnekler o kadar çok uzar ki! Ama biz ardımızı dönüp şükretmekten aciziz. Bu vatanın nasıl alındığını ,nasıl bu zamana geldiğini bile bir çoğumuz bilmiyoruz. Yarınlarımızın temeli olan biz gençler libaralleşme uğruna kültürümüzü unutan, vatan sevgisini bilmeyen , neüldüğü belirsiz müzikler dinleyen , dünyanın ileride gelen ülkelerine özenen içi boş bir nesil olduk. Oysaki bizim atalarımız şimdi özendiğimiz ırkları kaile bile almıyorlardı. Yazık hemde çok yazık bu canım kişiliğe.Ve gidişat dahada kötüleşiyor ileride çocuklarımız yani bizden sonraki kuşak dahada kötü olacak diye içim içimi yiyor. Biz böyle olmamalıydık , biz atamızı unutmamalıydık. Ne güzel bir söz EY TÜRK TİTRE VE KENDİNE GEL. Ankaradan selamlar
Logged


Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: