Merhaba !
Sayfa: [1]   Aşağı git
Gönderen Konu: SİZ BİR AVUÇ KORKAKSINIZ!!!!!  (Okunma Sayısı 43 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
muamma_25
Süper Moderator
*

Rep Puan: 81
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2445


Bir deruni hasrettir bu, vuslat olur o mahzun yüz!


« : Ağustos 25, 2008, 01:36:22 ÖÖ »

SiZ BiR AVUÇ KORKAKSINIZ

Size bir şeyler anlatmaya yine gücüm yetmeyecek belki. Belki her zaman olduğu gibi gereğinden iki kat fazla bağırmam gerekecek beni duymanız için ve ben bu kez lüzumundan yüz kat fazla bağırmam gerekse bile haykıracağım yüzünüze…
Ve siz beni dinleyeceksiniz şimdi.
Siz ki en fazla bir epigrafı sonuna kadar okumaya dayanabilir, bir reklam spotunu tahammülle dinleyebilirsiniz ancak.
Ama şimdi beni dinleyeceksiniz!
Sonradan görmeliğin verdiği heyecan ve telaşı bir türlü üzerinizden atamamışsınızdır çoğunuz; bir de kitsch eşyalarla dolu evlerinizde adını söyleyemediğiniz yemekler yersiniz. Hacıyağından G. Armani’ye terfi etmeniz zor olmamıştır bilirim; ama şalvarı çıkarmaya karar verdiğinizde giyindiğiniz Versace takımlar hep iğreti durdu üzerinizde. Yetersizliğin dibini bulduğunuz sohbetlerde adı bir yerlerden kulağınıza çalınmış Gandi’ye övgüler dizerken o sıska, o çelimsiz ve o dünyaya meydan okuyan dev adamın ‘Sari’sini ölene dek hiç üzerinden çıkarmadığını bilmek hiçbir şey kazandırmadı size, tıpkı bildiğiniz ya da sahip olduğunuz şeylerin değersiz ruhunuza hiçbir şey katmadığı gibi. Mevsimler sizin için o kadar da önemli değildir bunu da bilirim; yazın kavurucu sıcağı ve kışın dondurucu soğuğu ultra lüks klimalarınızı ayarlayan parmaklarınızın ucundadır nihayet…
Mevsimlerle ilgili bilmediğiniz şeylerdense ben söz edeceğim sizlere;
Mesela yanınızda çalıştırdığınız bir kadının, kendisine bir türlü zamanında ödemediğiniz üç kuruş maaşıyla evde bekleyen hasta çocuğuna ulaşmak için kara kışta, tipide dua ederek belediye otobüsü beklemesinin ne demek olduğunu bilmezsiniz siz. Isinden okulundan kovulmus gidecek yeri olmadigi calismak icin size siginmis tesetturlu bayanlari asgari ucretten baska zirnik vermeden calistiran firsatcilarsiniz siz.
Ya da yazın artı otuz derece sıcakta üç yüz bin lira dolmuş parasını boşuna harcamamak için çalıştığı işyerinden evine yanarak nasıl gittiğini de bilmezsiniz, YANARAK anlıyor musunuz?Ailenizden bir kadının birkaç saat keyifle alışveriş yapıp yorulması sizin mesuliyet sahanızdadır, buna hiç gelemezsiniz belki ama yanınızda çalıştırdığınız kadınların sabah yediden akşam dokuza kadar canı çıkarcasına hırpalanması sizin için hiçbir anlam ifade etmez, görmezsiniz bile onları.
Ah ah batıda bir Müslüman’ın ayağına batan dikenin doğudaki bir Müslüman’ın canını acıtması ha!
Bunlar en kolayından Asr-ı Saadet’e havale edilebilir veya ertelenebilir şeylerdir ne de olsa değil mi?
Halet-i ruhiyeniz ve küçük hesaplarla dolu küçücük beyinleriniz ayak oyunlarına pek müsait bir mecradır ve tam da bu ayak oyunlarıdır kişiliğinize damgasını vuran da.
Beyni ile yüreği ile ayakta kalmasını bilen, direnen, sorgulayan ve emeğin ne olduğunu cümle aleme ispat etmeye hazır edeple mücehhez mütesettir bir kadını işe almaktansa, rıza temelini çarpıtarak ‘iyilikleri’ için onların evde oturmalarını telkin edersiniz gevezece.
O kadınların da böylesi laçkalaşmış, değerleri alt üst olmuş ve bir o kadar acımasız bir toplumda alın terleriyle helâl para kazanma ihtiyaçları olabileceğine aldırmadan.
Onların yerine mesela Helena Rubinstein müstahzarlarıyla üzerinizde sihirli bir hakimiyet kurmaya çalışan ciğeri beş para etmez paçavralara avuç dolusu paralar ödersiniz. Nedendir bilinmez! Seve seve katlanırsınız bu sihirli hakimiyete.
Yalnızca kadınlara karşı da değildir sizdeki bu karakter zafiyeti aslında; size ondan daha fazlasını kazandıracağını söylerse birisi, en yakın dostunuzun kafasını koparmaya dünden hazırsınızdır hep.
Harcamayacaklarınız ise hep sırtlarından geçindiğiniz ve karın tokluğuna çalışabilen, parada pulda gözü olmayan ‘bizim çocuklar’dır.
Sizin kadar şahsiyetsiz olan patroniçelerinizin de sizden hiçbir farkları yoktur bu konuda.
Onların da egolarını tatmin ve yetersizlik duygusuyla taktıkları vakko eşarplarının arkasına saklanmış niteliksiz kafaları hiç yabancı değildir bana.
Sağda solda dolaşırken cakayla İslâm ahlakından söz edersiniz gülünç olduğunuzu bilmeden.
Kapitalizmin kurallarına göre üretip tüketirken hangi İslâm ahlâkı ALLAH aşkına?
Siz ancak güç bela işe almaya razı olduğunuz bir insanı sosyal güvencenin adını bile anmadan nasıl bedava çalıştırabilirimin hesabını yaparsınız şişman parmaklarınızla.
Sizi suçlamıyorum aslında yalnızca hastalığınızın tanısını koyuyorum hanımlar ve beyler SiZ BiR AVUÇ KORKAKSINIZ.
Evet siz bir avuç korkaksınız; gayretle ve alın teri ile aldığı ücreti hakketmeye çalışan birini ‘tehlikeli’ diye size jurnalleyen asalaklara kulak verip, gerekçe bile göstermeden kapı dışarı edebilirsiniz.
Kim bilir belki o anda makam odanızda ısmarladığınız yalpı dürümleri tıkınıyorsunuzdur ve dürüst bir insanın işten atılmasına tam da tıkınmaktan nefessiz kaldığınız bir anda bir baş işaretiyle onay vermişsinizdir.
Ah anlıyorum, yalakalar ve jurnalciler hep gereklidir sizlere, sizi siz yapan iğrençlikle korkak ve kimliksiz bedenlerinizi sımsıkı sarmalıdır bir zırh gibi.
Cesaretinizi ise bambaşka sahalarda kullanırsınız; ALLAH (c.c.) rızası için başını örten ve bunun için okullara alınmayan genç kızlara ve bu yüzden işten atılan kadınlara ilk sizin parmaklarınız sallanır…
Ama bizde birazcık ileri gitmişizdir değil mi? Oysa biraz boyun eğmeli insan ve köprüyü geçene kadar ayıya………
Hayır beyler, hanımlar, ne hayvanları başka bir isimle çağıracağım ne de köprünün başında inatla beklemekten vazgeçeceğim…
Orada bekleyeceğim.
Köprünün başında.
Köprüyü geçerken yaptığınız hokkabazlıklara kahkahalarla güleceğim, eğlendireceksiniz beni biliyor musunuz?
Ve tıpkı zavallı yaşlı bir palyaçonun sirkten atılmamak için ümitsizlikle en sıkı numaralarını sıralayıp yine de patronunu ikna edememesi nasıl mide bulantısına benzer bir his uyandırırsa insanda, öyle midem bulanacak sizden; belki de kusacağım suratınızın tam ortasına ve yüzleriniz yok olacak.
Ama bir şeyi hep bileceğim,
Onlar, yani Yazıcı Melekler
Her an yazacaklar yaptıklarımızı.
Sağ omzumuz ve sol omzumuza
Her an ve her şeyi…
Bunu unutmayacağım işte
İğrenç entrikalarınızı unutsam bile…
Ne demiştiniz?
Sol omzunuzda bir ağırlık mı var?

(Neşe KUTLUTAŞ )
Logged



Kıyamet var!
Var kıyâm et!...

murat_34
Forum Aşığı
*

Rep Puan: 71
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 5717


yokuşta akmayan ter,inişte gözyaşına döner!..


WWW
« Yanıtla #1 : Ağustos 25, 2008, 01:58:16 ÖÖ »

teşekkürler...
Logged


Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: