KaLpsiz
Site Admini
Rep Puan: 29
Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 632
Tesekkür
-Verilmis: 27
-Alinmis: 74
the end
|
 |
« : Nisan 05, 2007, 21:28:06 ÖS » |
|
 |
|
 |
 |
1. EVLİLİK TÖRENLERİ
a) Kız İsteme: İlçemizde günümüzde gençler genellikle kendi seçtikleri insanla evlenmektedirler. Fakat özellikle köylerimizde görücü usulü ile evlilikte devam etmektedir. Genç sevdiği kızı annesine ve babasına direk söyleyemez. Ya evdeki kendisinden küçük birisi vasıtasıyla ya da başka bir akrabası vasıtasıyla evlenmek istediği kızın ismini söyler. ( Çünkü gencin direk anne ve babasına söylemesi ayıp karşılanır). Anne baba kızı onaylarsa, kızın ailesinden evin yolu istenir. Evin yolunu istemek “Kızınızı istemeye gelebilir miyiz?” demektir. Kız tarafı evin yolunu verirse, bir akşam ailenin yaşça büyükleri kız istemeye giderler. Oturulur, hal hatır sorulur. Allah’ın emri Peygamber’in kavli ile kız istenir. Kız tarafının yaşça ileri geleni “Evet” cevabını verirse erkek tarafından alınacak hediyeler istenir. Tekman ilçe merkezinde “başlık parası” denilen bir adet kalmamıştır. Ancak bazı köylerimizde bu adet devam etmektedir. Kız tarafı, kıza erkek tarafından alacağı altın miktarını bildirir. Bu miktar erkek tarafının maddi imkânlarına göre belirlenir. Ayrıca erkek tarafından kız tarafının kadınlarına verilmek üzere elbiselik kumaş istenir. Buna da altınlara da kısaca “halat” denir. Kıza yüzük takılır, herkes hayırlı dileklerde bulunur. Bunlar konuşulup karara bağlandıktan sonra yemekler yenir, çaylar içilir. Erkek tarafı evine uğurlanır.Eğer kız tarafı bu evliliğe razı değilse bunu doğrudan “hayır” cevabıyla iletmez. Erkek tarafını incitmemek için uygun bir bahane bulur. Bu bahane “ya kızımız küçük evlilik zamanı değil” . ya da kızımız başkasına sözlüdür şeklinde olur. Evlilik olayı ilçemiz de büyük bir sevinç karşılanır. Birinin oğlunu evlendirdiği duyulunca tüm komşular eş dost onunu evine göz aydınlığına giderler. Hayır dualarında bulunurlar. Bu dualar, “ Allah keder vermesin, Allah muratlarına erdirsin” şeklidedir. Damadın ailesi gelen misafirlere izzeti ikramda bulunur.
b) Sandık Götürme: Erkek tarafı gelin için değişik hediyeler alır. Bunlar altın ve kıyafettir. Bunları evde güzelce bir odaya sererler. Tüm komşuları “SandığınÜstüne” çağırırlar. (Sandık eşyalarını görmek bu şekilde ifade edilir.) Gelenler hem eşyaları görür hem de bazı hediyeler getirirler. Bu eşyalar birkaç gün serili kalır. Sonra güzelce gelin sandığına yerleştirilir. Erkek tarafı sandıkla beraber götürmek üzere ailenin diğer bayanlarını da davet eder. Bunlara “berbu” ya da yenge denir. Bu yengeler genellikle dayı hanımları, amca hanımları ya da yakın dostlardan seçilir. Berbular geline götürmek üzere bir valizin içine hediyeler koyarlar. Bu hediyeler Tekman da “bavul” olarak adlandırılır. Bu bavulun içinde gelin için baş örtüsü, çorap, patik, çamaşır, etek, kazak, terlik, parfüm, kına, elbiselik kumaş vb. bulunur. Öğlen saatine doğru sandık alınarak kız evine gidilir. Kız tarafı gelen hediyeleri görmeleri için kendi ailesindeki kadınları çağırır. Erkek tarafından bir kadın her berbunun (yenge) getirdiği hediyeleri teker teker oradakilere gösterir. Yemekler yenilir, çaylar içilir. Hoşnutluk içinde kız evinden ayrılırlar.
c) Nişan (Şirani), Düğün: Her iki aile mensupları anlaşarak kendi aralarında nişan için bir gün belirlerler. Erkek tarafı Nişana davet etmek istediği eş dostuna bir tane şeker veya çikolata gönderir Bu nişana davetlisiniz anlamına gelir. Ancak son zamanlarda artık davetiye bastırılmaktadır. Tekman da son senelerde nişan ve düğün bir arada yapılmaktadır. Kız tarafı da nişana davet etmek istediklerini belirler ve davet eder. Nişan genellikle yaz aylarına bırakılır. Nişan için en uygun vakit öğle vaktinden sonradır. Tekman da misafire çok önem verilir. Misafire hiçbir kusur etmemek için elden ne gelirse yapılır. Kız tarafında yemek için günler öncesinden hazırlık yapılır. İlçede genellikle et ağırlıklı yemekler yapılır. Çünkü bölge hayvancılıkla uğraşır. Böyle günlerde baklavasız, böreksiz Tekman sofrası olmaz. Erkek tarafının nişana davet ettiği her berbu (yenge) büryan denen (kuzu haşlama) kuzudan pişirmek zorundadır. Büryan bir tane kuzunun içi boşaltılıp, güzelce yıkandıktan sonra bir bütün olarak tandırda kazan içerisinde pişirilmesiyle yapılan yemektir. Ayrıca her yenge kete ve helva yapar. Erkek tarafı kız tarafının evine gittiği 1. gün nişan yapılır. Nişanda erkekler ve kadınlar ayrı odalarda otururlar. Yemekler yenir. Nisan günü yemek masrafını kızın babası karşılar. Erkek tarafı hediyelerini (takı) bir tepsi içerisinde toplayıp, bir yengeye verir. Yenge de onları alıp geline takar. O gece yengeler kız evinde kalırlar. Ertesi gün gelinin düğüne hazırlanması için bir ev seçilir. Bu eve baş yıkama evi denir. Gelin erkenden baş yıkama evine gönderilir ve orada saçları yapılıp, genç kızlar tarafından süslenir. Erkek tarafı arabalarla, davetlilerle gelini baş yıkama evinden alarak gezdirirler. O akşam kına gecesi yapılır.
d) Kına Gecesi: Kız tarafı bütün komşuları, tanıdıkları kına gecesine bir kişi göndererek davet eder. Kına gecesi düğün salonu olmadığı için müsait olan bir evde yapılır. Nişan yerine davetli bayanlar ve gelin götürülür. Burada geline altınlar takılar. Berbular genellikle geline altın takarlar. Fakat davetlilerden para getirenlerde olur. Altınlar erkek tarafının, para ise kız tarafının olur. Toplanan para kızın annesine verilir. Takı merasimi yapılırken oradaki misafirlere çerez adı verilen erkek tarafından alınan kuruyemiş dağıtılır. Takı merasiminden sonra gelin ve davetli kadınlar gelinin evine gelirler. Burada geline kına yakılır. Söylenen türkülerle gelin ve annesi ağlatılır. Kınası yakılan gelin önce büyükleri olmak üzere herkesle görüşür. Tekman’da damatlara da kına gecesi düzenlenir. Damadın kına gecesi sağdıç evinde yapılır. Damadın yakın arkadaşları sağdıçları olur. Damat genellikle tek parmağına kına yaktırır. O gece müzikler eşliğinde sağdıç evinde eğlenilir. Kına gecesi asıl eğlence damadın evinde olur. Davul zurna eşliğinde düğüne gelen herkes geç saatlere kadar halay çeker. Düğünler genellikle yazın ve sonbaharda yapıldığı için halay çekmek için bahçeler tercih edilmektedir. Damadın babası gelen herkese çerez dağıtır.
e) Düğün Sabahı: Kına gecesinin sabahı berbular erkenden uyanır. Gelini süslerler. Damadın tarafı erkekler arabalarla gelinin evinin önüne gelirler. Gelin önce anne ve babası olmak üzere herkesle vedalaşır. Bu arada zurnacı en acıklı havaları çalar. Gelinin en büyük abisi veya erkek kardeşi gelinin beline kırmızı kurdele bağlar. Evinden alınan gelin ve bütün davetliler arabalarla piknik yapmak üzere seçilmiş güzel bir alana giderler. Orada erkekler ayrı kadınlar ayrı yerlerde otururlar. Gelen davetlilere büryan kete ve helva ikram edilir. Piknik genellikle sabah 10:00 civarlarında olur. Piknik alanından ayrılan düğün alayı gelini getirip damadın evine bırakırlar. Gelin içeri girerken tam kapının önüne bir tabak konur. Gelin bunu kırarak içeriye girer. Bu gelinin ayağının eve uğurlu gelmesi için yapılır. Damadın evinde berbulara ve komşulara yemek verilir. Tekman’da nişan günü yemek masraflarını kız tarafı, düğün günü ise erkek tarafı karşılar. Düğün süresince damat sağdıç evinden ayrılmaz. Gelini almaya giderken dahi damat götürülmez. Çünkü damadın büyüklerinin yanında bulunması ayıp karşılanır. Ancak düğün gecesi damat sağdıçlar tarafından düğün evine bırakılır. Düğünün ertesi günü berbular gelini görmeye giderler. Burada cay içilir. Gelin her berbuya bir bohça verir. Bu bohçada çorap, patik, seccade vs. hediyeler bulunur.Damat birkaç gün kendisini kimse göstermez. Evin içerisinde babasıyla karşılaşmamaya da özellikle dikkat eder. Birkaç gün sonra sağdıçlar damadı alarak büyüklerle görüştürürler. Damat büyüklerin ellerini öper. Artık yüze çıkan damat çarşıya çıkabilir. Tekman’da yeni evlenenlere ayrı ev açılmaz. Çünkü kayınvalidesine ve kayınbabasına hizmet etmek zorundadır. Ancak ilerleyen yıllarda isterlerse kendilerine ayrı ev tutarlar. Ayrıca gelin uzunca bir zaman kayınbabası ve kayınvalidesiyle yemek yemez. Bu adetlere göre ayıp karşılanır.
f) Ayak Dönümü: Gelin düğünden genellikle on beş gün sonra anne babasını görmeye, onların elini öpmeye kayınbabası ve kayınvalidesiyle birlikte gider. Giderken annesine ve kardeşlerine hediye götürür.
2. SÜNNET GELENEĞİ:
İlçemiz ve köylerinde sünnet iki şekilde yapılır. a) Mevlit Okutturularak b) Davul Zurna Eşliğinde eğlence Düzenleyerek
Sünnet için eş dost, konu komşu davet edilir. Sünnet için ev süslenir. Sünnet olacak çocuk ya hastaneye götürülür ya da doktor eve getirilir. Sünnetten sonra evin önünde bahçede davul zurna eşliğinde halaylar çekilir. Gelen davetliler çocuğa hediyeler getirirler. Yemekler verilir. Ertesi günü ise komşular göz aydınlığına gelirler.
Kirvelik: Sünnet esnasında çocuğun yanın da bulunan kişiye kirve denir. Her yörede olduğu gibi kirveler çocuklara değişik hediyeler alırlar. Kirvelik Tekman’da babadan oğla geçen bir müessese haline gelmiştir. Diğer nesillerde kirveliği devam ettirirler. Dostlukları nesillerce sürer.
3. BAYRAMLAŞMA:
Dini bayramlarımızda bütün bayramlarımızda olduğu gibi yöremizde de çok önem verilir. Günler öncesinden ev temizlikleri yapılır. Birkaç gün öncesinden baklavalar, tatlılar, börekler açılır. Bayram namazı kılındıktan sora kabristan ziyaretleri yapılır. Eğer bayramdan önceki günlerde biri ölmüşse önce oraya bayram ziyaretine gidilir. Çünkü yörenin anlayışına göre taziye evi halkı için ilk bayram kara bayramdır. Önce onların ziyaret edilip, gönüllerinin alınması ve acılarının paylaşılması gerekir. Daha sonra bayram ziyaretleri başlar. Küçükler evleri dolaşarak el öperler. Sonrasında büyükler de dolaşarak iade-i ziyaret yaparlar. Yöremizde gelen misafire yemek ve tatlı ikram edilir. Çocuklar Ramazan Bayramında da Kurban Bayramında da üç gün boyunca “bayramlık” adı altında şeker toplarlar. Çocuklar için bayramlarda özellikle çikolatalı şeker önemlidir. Çikolatalı şeker “özel şeker” adı verilir. Bayramlık almaya gelen çocuk “Bayramınız Kutlu Olsun, Şekeriniz Özel Olsun” der. Şekerini alır gider.
4.YÖREMİZDE DOĞUM:
Tekman’da yeni doğmuş çocuğa genellikle adını ailenin büyükleri verir. İsim çocuğun kulağına ezan okunduktan sonra üç kere söylenir. Ezanı genellikle erkekler okur. Yeni doğum yapmış kadına “Loğusa” denir. Loğusalık dönemi kırk (40) gündür. Doğumdan hemen sonraki günlerde komşular ve tanıdıklar doğum yapan kadına yemek ve pasta benzeri yiyecekler, çocuğu da hediyeler götürürler. İnanışa göre doğum yapmış kadın doğumla birlikte günahlarından arınmıştır. Allah katında onun duaları makbuldür. Bir müşkülü olan, bir dileği olan, loğusa kadından kendisine dua etmesini ister.
5. KIRK ÇIKARTMA:
Kırk günü tamamlamış olan çocuğun ve kadının kırkını çıkartmak gerekir. Bunun için kırk tane buğday tanesine İhlâs suresi okunur. Bunlar bebeği banyo yaptırmak için hazırlanan suyun içine konur. Bebek bu suyla banyo yaptırılır. Bebeğin bütün kıyafetleri yıkanır. Anne de banyo yapar. Böylelikle her ikisinin de kırkı çıkmış olur.
6. DİŞ HEDİĞİ:
Yöremizde küçük çocuklar diş çıkarmaya başladıktan sonra dişlerinin rahat çıkması, çocuğu fazla rahatsız etmemesi için diş hediği hazırlanır. Buğday, nohut ve fasulye güzelce haşlanır. Tabaklara konur. Üzerleri fındık ve kuru üzümle süslenir. Komşulara, akrabalara dağıtılır. Komşular da tabağı boş göndermezler. Tabakla birlikte çocuğa hediyeler gönderirler.
7. DUALAR:
Allah seni iyi etsin. Allah muradını etsin. Allah keder vermesin. Allah Fakir düşürmesin. Allah verdiklerinin yerini doldursun. Allah seninle olsun. Hızır arkadaşın olsun Allah düşmanına fırsat vermesin. Allah evini şen etsin. Biz azalttık Allah çoğaltsın. Allah bahtını açık etsin. Allah gönlüne göre versin. Allah kadim eylesin.
8. BEDDUALAR:
Allah belanı versin. Seni hiç büyümeyesin. Tatlı tatlı yiyesin acı acı kusasın. Allah afatı tufanı senin üstüne yağdırsın. Boynun kırılsın. Ocağın batsın. Boynun altında kalsın. Allah hiç karnını doyurmasın. Canından hiç hayır görmeyesin. Muradına ermeyesin. Senin belan ayağından olsun. Hiç doyunca yemeyesin. Evine, canına ateş düşsün. Sana şimşek çaksın. Kurşunlara rast gelesin. Zıkkım yiyesin. Kurtlar seni yesin. Allah birini iki etmesin. Canına ğıştik düşe inşallah.
10. ATASÖZLERİ ve DEYİMLER
Ne davula yararsın ne zurnaya.
Nine hiç evleneceğine inanmazken bizim eve gelin geldi şimdide mirasın sekizde birini istiyor.(Nine: Evde kalmış kız)
Evin hırsızı evden olursa o evin hali nice olur.
Birbirlerinin köpekleridir, birbirlerinin ayağına basmazlar.( Bu atasözü akraba olup da yeri geldiğinde birbirlerinin tarafını tutanlar için kullanılır.
Adım da senin olsun, suçum da senin olsun.
Allah ince uzun etsin kalın kısa etmesin.
Kör kadın kalkar bir meclise gider orada sağlam kadına kör der.
Gündüz havlayan köpek, gecenin korkusundan havlar.
Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla.
Keçinin eceli gelmiş, gitmiş çobanın ekmeğini yemiş.
Ben diyorum ayı var, sen diyorsun ayının izi var.
Atı yok, ahır yapıyor.
Sarımsak da kalkar soğanla alay eder.
İnsan soğan yemezse ağzı kokmaz.
Evin danası, evin öküzünden korkmaz.
Kurdun adı çıkmış, tilki dünyayı yıkmış.
Allah edip eylerse, imam ne yapsın.
Yol olsun isterse uzun olsun.
Ağanın malı gider, çobanın canı gider.
Kim gelin olsa, sen yengesin.
Akan sudan korkma, durgun sudan kork.
İyi kuzu annesinin yanındayken belli olur.
Daha lelesindeyiz, bunun lolosu da var.
Atla katır dövüşür, arada eşekler ezilir.
Her ağaçtan kaşık olmaz.
Her çeşmeden su içilmez.
Allah eşeğe boynuz verseydi mandanın karnını delerdi.
Yılanın yavrusu zehirsiz olmaz.
İyi kuzu atlamasından belli olur.
Babanın düşmanı, oğlun dostu olmaz.
Erkeği rezil eden de vezir eden de kadınıdır.
İyi evlat, kötü babanın bıraktıklarıyla kalmaz.
İyi kız, kötü anasının ardından gitmez.
Beş parmağın beşi de bir olmaz.
9. İNAÇLAR:
* Sabahtan erkenden uyanıp, erkenden kapının açılmasıyla işlerin rast gideceğine, yapılan dua ve bedduaların kabul olacağına inanılır.
* Senede bir kere her insana Hızır’ın farklı kılıklarda, farklı kişi olarak güldüğüne inanılır. Bu yüzden ihtiyacı olan birisi gelip bir şey istediğinde, mümkün olduğunca kapıdan boş çevrilmez.
* Yeni doğmuş çocuğun göbeği ya caminin bahçesine, ya da okulun bahçesine gömülür.
Caminin bahçesine gömenler, çocukların dini bütün bir insan olmasını isterler. Okulun bahçesine gömenler ise çocuklarının ileride okuyup, büyük adam olmalarını isterler.
* Dişi yeni çıkan çocuklara diş hediği pişirildiğinde bir tepsinin içerisine Kur’an-ı Kerim, Makas ve Kalem konur. Çocuk elini makasa uzatırsa terzi olacağına, Kur’an a uzatırsa dini bütün insan olacağına ve bu yolda ilerleyeceğine, kaleme uzatırsa da okuyup büyük adam olacağına inanılır.
* Geceleri dışarıya kaynar su dökülmez. Yerlerin geceleri sahipli olduğuna inanılır. Şayet sıcak su dökmek zorunda kalınırsa muhakkak besmele çekilir, sonra dökülür.
* Karın çok yağdığı sene bol ürünlü bir hasat mevsimi geçirileceğine inanılır.
* Küçük çocuklar korktuğunda üç kere Kur’an-ı Kerim açıp kapatılır. Dua okunur. Böylece çocuğun korkusunun geçeceğine inanılır.
* Kutsal bilinen kişilerin mezarlarına ip bağlanır. Taş yapıştırılır. Dileklerin gerçekleşeceğine inanılır.
* Yine ziyaretlerin yanında küçük bir uykuya dalınca o uyku esnasında görülen rüyanın gerçek olacağına inanılır.
* Kurak geçen senelerde ziyaretlerin üstünden bir taş alınıp dereye suyun içerisine atılır. Böylelikle bol yağmurlu bir sene geçirileceğine inanılır.
* Yeni doğmuş bir çocuk kırkı çıkmadan bir odadan başka bir odaya götürülmez. Yani bir eşikten başka bir eşiğe geçirilmez. Bunun çocuk için iyi olmayacağına inanılır.
* Bir kişiye nazar değdiği düşünülürse, bir miktar tuzun üstüne dua okutulur. Tuzun birazı evdeki yiyeceklere katılır, birazı ateşe atılır, birazı da ekmeğin arasına konularak köpeklere atılır.
* Eğer bir hayvan kaybolursa “kurdun ağzı” bağlatılır. Yani bir bıçağın üzerine dua okunur. Bıçağın ağzı kapatılır. Böylelikle hayvan bulunup getirilinceye kadar Kurt onu kapmayacağına inanılır.
* Cenaze olduğu gün ölü gömülmeden banyo yapılmaz. Bu uğursuzluk sayılır.
* Geceleri sakız çiğnenmez. Çünkü günahkâr ölüleri etlerinin çiğnendiğine inanılır. Sakız ağızda çiğnendiği müddetçe ölünün azap çekeceğine inanılır.
* Geceleri aynaya bakılmaz. Bakıldığında delirileceğine inanılır.
* Gece tırnak kesilmesi uğursuzluk sayılır.
* Eğer bir kişi bir eve ilk defa misafir oluyor, orada ilk defa uyuyorsa, gördüğü rüyanın gerçek olacağına inanılır.
* İki kişi birbirinden direk bıçak almaz. Çünkü o kişilerin kavga edeceği düşünülür.
* Hıdrellez’de hamurdan küçük bir tuzlu kete yapılıp yüksek bir yere konur. Karga onu alıp ne tarafa giderse, hangi evin bacasına konarsa oradan kız (gelin) alınacağı düşünülür.
* Evleneceği insanı merak eden genç bir kız hamile bir kadının yastığının altına bir tokasını veya başörtüsünü koyar. Ancak hamile kadının haberi olmamalıdır. Kadın rüyasında kimi o genç kızla görürse kız onunla evlenecektir. Olaydan habersiz kadına genç kız ertesi sabah durumu açıklayacak ve rüyasını soracaktır.
* Tohumluk için ayrılan buğdaydan konu-komşu istese dahi verilmez. Çünkü tohumla birlikte bereketinin de gideceğine inanılır.
* Tekman’da etinden yararlanılmak üzere kaz yetiştirilir. Ancak yumurtlama döneminde ne kadar fazla yumurtlarsa yumurtlasın yumurtası yenmez. Çünkü kaz kuluçkaya yatırıldığında yumurtaların boş çıkacağına, içinden civciv çıkmayacağına inanılır.
* Nazarı değdiği düşünülen birisi hayvanları veya tahılı görürse nazarının değmemesi için sıcak bir kor parçası suyun içine atılır. Çıkan sesi eğer nazarcı duyarsa nazarı etkisiz kalacaktır.
* Yöremizde tandır ekmeği meşhurdur. Ekmek pişirilirken eğer küçük bir parça hamur yere sıçrarsa, o gün misafir geleceğine inanılır.
Yöremizde çaşır, koyun peyniri ve koyun yoğurdu meşhurdur.Yöremizde yapılan yemeklerimizin başlıcaları şunlardır. Tandır ekmeği, tirit, Patates Dolması, Keşkek, Gırık, Ayran Çorbası, Bulgur Pilavı, Patile, Ev Helvası (Helavi) , Lor, Bişi, Dut tatlısı, Masteva, Dırşo Çorbası, Biriyan ( Kuzu Haşlama).
Patates Dolması: Patatesler soyulup yuvarlak yuvarlak dilimlenir. Kıyma, pirinç, soğan, nane, tuz, kırmızı ve karabiber, bir kapta güzelce yoğrularak iç hazırlanır. İki patates arasına bir miktar iç konur ve bastırılır. Bir tencerede suyun içinde haşlanır. Daha sonra üzerine sarımsaklı yoğurt ve bol salçalı yağ dökülerekBüryan: Kesilen Kuzu büyük bir kazanda haşlanır. Daha sonra gerekli sos üzerine sürülerek büyük bir şişe geçirilir. Ateşte kızartılır ve parçalanarak servis yapılır.
Gırık: Un haline getirilmiş aşurelik buğday sıcak suda biraz dinlendirilir. Sonra elde yuvarlanarak ortasında bir delik açılır. Bir tencerede yeteri kadar su ve tuz konarak kaynatılır. Tencereden alınıp üzerine sarımsaklı yoğurt ve yağ dökülerek servis yapılır.
Ev Helvası: Bir tencereye bolca yağ konur. Yağ biraz kızdıktan sonra alabileceği kadar un konur. Kırmızılaşıncaya kadar sürekli odun kaşıkla karıştırılır. Sonra başka bir kaptaki şerbet içine konur. Güzelce karıştırılır. Helvamız servise hazırdır.
|
|
 |
|
 |
|