]v[eLeq
Meraklı Üye
Rep Puan: 11
Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 201
|
 |
« : Nisan 03, 2007, 17:41:44 ÖS » |
|
Kıza bir partide rastlamıştı.. harika bişeydi.o gün peşinde okadar delikanlı vardıki... partinin sonunda kızı kahve içmeye davet etti. kız parti boyu dikkatini çekmeyen oğlanın davetine şaşırdı ama tam bir kibarlık gösterisi yaparak kabul etti. hemen köşedeki şirin cafeye oturdular. delikanlı öyle heyacanllıydıki kalbinin çarpmasından konuşamıyordu. Onun bu hali kızında huzurunu kaçırdı... ''ben artık gideyim''demeye hazırlanırken,delikanlı birden garsonu çağırdı.
''bana biraz tuz getirir misiniz''dedi. '' kahveme koymak için''.
yan masalardan bile şaşkın yüzler delikanlıya baktı. kahveye tuz! delikanlı kıpkırmızı oldu utançtan ama tuzu kahvesine döktü ve içmeye başladı.
kız,merakla''Garip bir ağız tadınız var'' dedi.. delikanlı anlattı:''çoçukken deniz kenarında yaşardık. hep deniz kenarında ve denizde oynardım. denizin tuzlu suyunun tadı ağzımdan hiç eksilmezdi. bu tatla büyüdüm ben. bu tadı çok sevdim.kahveme tuz koymam bundan. Ne zaman o tuzlu tadı dilimde hissetsem, çoçukluğumu, deniz kenarın daki evimizi ve mutlu ailemi hatırlıyorum... annemle babam hala o deniz kenarında oturuyolar. Onları evimi öyle özlüyorum ki...''
bunları söylerken gözleri nemlenmişti delikanlının...kız dinlediklerinden çok duygulanmıştı içini bukadar samimi döken,evini,ailesini bu kadar özleyen bi adam,evi,aileyi seven biri olmalıydı evini düşünen,evini arayan,evini sakınan biri...ev duyusu olan biri kızda konuşmaya başladı. onunda evi uzaklardaydı.çoçukluğu gibi.oda ailesini anlattı çok şiirin bi sohbet olmuştu... tatlı ve sıcak. Ve de bu sohbet öykümüzün harikulade güzel başlangıcı olmuştu tabi... buluşmaya devam ettiler ve her güzel öyküde olduğu gibi,prenses, prensle evlendi. ve de sonuna kadar çok mutlu yaşadılar. prenses ne zaman kahve yapsa prensine içine bir kaşık tuz koydu,hayat boyu... onun böyle sevdiğini biliyordu çünki...
40 yıl sonra adam dünyaya veda etti ''Ölümünden sonra aç'' diye bir mektup bırakmıştı sevgili karısına. şöyle diyordu, satırlarında:''Sevgilim, bir tanem.Lütfen beni affet. bütün hayatımızı bir yalan üzerine kurduğum için beni affet. sana hayatım da bir tek kere yalan söyledim...tuzlu kahvede.
ilk buluştuğumuz günü hatırlıyormusun? öyle heyacanlı ve gergindim ki, şeker diyecekkken'tuz'çıktı ağzımdan. Sen ve herkez bana bakarken, değiştirmeye o kadar utandım ki,yalanla devam ettim. bu yalanın bizim ilişkimizin temeli olacağı hiç aklıma gelmemişti. sana gerçeği anlatmayı defalarca düşündüm. ama her defasın da korkudan vazgeçtim. şimdi ölüyorum ve artık korkmam için hiç bir sebep yok...
işte gerçek: ben tuz lu kahve sevmem! O garip rezil bir tat.
ama seni tanıdığım andan itibaren bu rezil kahveyi içtim... hemde zerre pişmanlık duymadan. seninle olmak hayatımın en büyük mutluluğu idi ve ben bu mutluluğu tuzlu kahveye borçluydum
dünyaya bir daha gelsem, herşeyi yeniden yaşamak, seni yeniden tanımak ve bütün hayatımı yeniden seninle geçirmek isterim,
ikinci bir hayat boyu daha tuzlu kahve içmek zorunda kalsam da''....
yaşlı kadının gözyaşları mektupu sırılsıklam ıslattı. lafı açıldığında bir gün biri,kadına ''Tuzlu kahve nasıl bir şey ?'' diye soracak oldu...
Gözleri nemlendi kadının...
ÇOK TATLI... dedi.....
|