KaLpsiz
Site Admini
Rep Puan: 32
Offline
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 629
the end
|
 |
« : Nisan 05, 2007, 20:36:53 ÖS » |
|
EFSANELER
1 – Karacaoğlan Efsanesi :
Yukarı Karacasu Köyünün sınırları içinde, Karacaoğlan tepesinde, moloz taslarla üçgen seklinde yapılmış bir mezar vardır. Halkın “Karacaoğlan ziyareti” diye adlandırdığı ve adaklar adandığı bu ziyaretin efsanesi şöyledir. Rivayete göre Karacaoğlan bir ağanın kuzu çobanıdır. Vaktin birinde ağa hacca gider. Yolda giderken cani helva çeker ve “su bizim hanimin helvası olsa da yesem” der. Ağa bunları hac yolunda düşüne dursun, Diger tarafta Karacaoğlan ağanın evine gelip ağanın karısına “ağam helva istedi, yapta götüreyim” der. Ağanın karisi içinden “ağa hacda, çobanın cani helva çekti, bana da söylemeye kıyışamadı. Böyle bir yalan söyledi” diye geçirir. Helvayı yapar bir tasın içine koyup çobana verir. Ağa yolda giderken bir bakar ki kendisine bir tasın içinde helva uzatılıyor. Ağa tası alır, bakar ki bu tas evindeki tastır. Ağa olup bitenlere bir anlam veremez ama helvayı da yer. Helvayı yedikten sonra tası çantasına koyup yoluna devam eder. Ağa hacca gider, görevini yapar ve köyüne geri döner. Evine geldiğinde hanımına yolda kendisine gelen tası sorar. Hanımda Karacaoğlan ile arasında geçen konuşmayı anlatır ve “Tası ona vermiştim, daha getirmedi” der. Bunun üzerine ağa kendisini ziyarete gelenlere dönerek “keramet Karacaoğlan ‘dadır. Gidin onun elini öpün “ diye söyler. Böylece Karacaoğlan yörede “keramet sahibi “ olarak tanınır. Karacaoğlan bir gün yine kuzuları otlatmak üzere dağlara doğru gider. Ancak ecel, Karacaoğlan bir tepenin üstünde yakalar. Karacaoğlan öldüğü tepede defnedilir. Karacaoğlan tepesi ve ziyareti bundan sonra halk arasında kutsal kabul edilir Olur yöresinde Karacaoğlan ile birlikte “Sari Baba” ve “Horasan Baba“ ziyaretleri de halk arasında adakların adandığı yerlerdir. Hatta bu üç şahsın birbirleriyle kardeş oldukları söylenir. Bunların bulunduğu bölgeye “Üç ziyaretler“ denir ve kutsallığına inanılır.
2 – Gelin Kaya Efsanesi :
Anadolu dağlarında bir sanat eseri gibi duran süslü kayalara “gelin kaya” ismini vermiş ve bir efsane oluşturmuştur. Olur’un Boğazgören (Ürek) Köyündeki “Gelin Kaya”nın efsanesi söyle anlatılmaktadır. Vakti ile köylerden birinden diğerine gelin götürüyorlarmiş. Ancak mevsim ahir güz (Son Güz) (Sonbaharın sonları) dür. Gelin alayı yolda giderken ansızın bir fırtına patlamış. Gelin halayı karla tipi ile mücadele ederek yoluna devam ediyormuş. Ancak gelin aşırı soğuktan üşümeye başlamış. Yeni gelin olduğundan üşüdüğünü kimseye söyleyemiyormuş. Iyice şiddetlenen tipi gelin alayında ki herkesin ölümüne sebep olmuş. Tabi bu arada gelinde ölmüş ve tas kesilmiş. Daha sonra gelinin taslaştığı yere “gelin kayası” denmiştir.
3 – Kocakari efsanesi :
Olur, da Aspires düzlüğünün yani basındaki kayalığa “Koca karinin taşı” denir. Uzaktan bakıldığında kayalığın üstünde ki bir tas uzaktan bakıldığında ihtiyar bir kadını andırmaktadır. Coğrafi şartların şekillendirdiği bu tas parçasına ”Kocakarı” denir ve hakkında su efsane anlatılır. Kocakarı 300–400 keçiden oluşan bir sürüye sahiptir. Kişi kışlakta, Yazida yaylakta geçirmektedir. O yıl ilk bahar erken gelmiş, ağaçlar çiçek açmış, dağ tas dahi yeşermiş. Kocakarının keçileri hep ikiz doğurmuş mahsulü çok olmuş. Bu iyi havalara aldana kocakarı mart ayında yaylaya çıkmış. Yaylada mahsulü iki katına çıkmış. Bundan keyif duyan kocakarı; “Mart götüne parmağım Hopur Hopur oynar oğlağım El kalınlığı gelir kaymağım” demiş oynamaya başlamış. Ancak hava koşulları birden bire değişmiş ve bir fırtına, bir tipi bastırmış. Yaylaya yeniden kar yağmış. Fakat yayladan inme kararı kocakarıyı vahim sonundan kurtaramamış. Yolda sürüsü ile birlikte donarak tas kesilmiş. Halk Kocakarının sununu hazırlayan bu fırtınaya “kocakarı fırtınası “ demektedir. her şeyin bir zamanı olduğunu ve insanin hangi durumda olursa olsun şükretmesini bilmesi gerektiği, ibret verici bu efsane ile dile getirilmiştir.
|